Zaman Yönetimi

ZAMAN YÖNETİMİ

Zaman Algısı

İnsan için en temel kavramlardan biri “zaman” dır. Hele öğrenci isek bu kavram büsbütün önemini bize hissettirir.

Çoğu zaman farkında olmadan, canlanır birden gözümüzde hatıralarımız, akarız geçmişe doğru zaman nehrinden. Bazen de hayallerimizin peşine takılır gelecek zaman çizgisinden geçeriz

Genelde modern dışı toplumlar zaman içinde(in time) yaşarlar. Zaman içinde yaşadıkları için zamanın nasıl aktığının farkına bile varmazlar. Zamanın dışına çıkıp zamanı yönetemezler. Artık günümüzde “zaman yönetimi” kendi başına çok önemli bir kavram olarak yaşamımıza girmektedir.

Zaman sahip olduğumuz en değerli hazinedir. Çünkü zaman her şeye dönüşebilir. Zamanınız varsa kariyer sahibi olur, para kazanabilir, kazandıklarınızı dilediğiniz gibi harcar ve yaşarsınız. Tersini düşündüğümüzde, başka şeylerin zamana dönüşemediğini açıkça görürüz. İstediğimiz kadar paraya ya da başka kaynaklara sahip olalım, bunları tüketip zaman elde edemeyiz. İstediğiniz kadar paranız olsun eğer yeterince zamanınız yoksa onlar hiçbir işe yaramayacaktır.

Filozof ne güzel ifade etmiş,” bir nehirde iki kez yıkanmaz” ikinci kez suya girdiğinizde ne siz o eski sizsiniz ne de nehir o eski nehir. Çoğu zaman anne-babalar yavrum “gençliğinin” kıymetini bil derken bu gerçeği mi dile getiriyorlar, gençlerin fark etmediklerini onlara kendilerince fark ettirmeye mi çalışıyorlar. Belki…

Birey yaşamı için, Zaman kendi içinde bölümlere ayrılarak bir bölümün diğer bölümlerden daha değerli olduğu düşünülebilir mi?..düşünelim…Bir kişi için 15-20 yaşları arasında geçen 5 yıllık süre ile aynı birey için 40-90 yaşları arasında geçen 50 yıllık süreler karşılaştırıldığında, hangisinde daha önemli dönüşümlerin, değişimlerin olabileceğini düşünelim…Acaba bir kişinin ne olacağı, hangi mesleği icra edeceği, nasıl bir yaşam süreceğinin ve bütün bunların niteliğini, neticelerini belirleyen zaman dilimi, yukarıda bahsi geçen 5 yıllık zaman mı yoksa 50 yıllık zaman mıdır?. Özetle bir kişinin doktor, öğretmen, avukat, mühendis vs olmasını belirleyen yıllar hangileridir?. Kırk yaşından sonra doktor olan çok az insan vardır. Bazı ülkelerde olma ihtimali hiç yoktur. Dolayısıyla hepimizin odaklanması gereken yıllar gelecekte büyük başarılara ulaşmanın tohumlarının atıldığı dönem olmalıdır.

Zaman Hırsızları

Geçmişten gelen üzüntü, acı ve pişmanlık duyguları ile geleceğin korku, endişe ve kaygı duyguları arasında bugünümüzü yaşarız. Geçmiş ve geleceğimizi iyi değerlendirip onlar üzerine düşünmeliyiz ama asla onlardan birine takılıp kalmamalıyız. Çünkü onlardan birine yaslanmak ya da takılıp kalmak bugünümüzü yok eder. Bugün yapılması gereken işleri erteleten ve bugünün verimsiz geçirilmesine sebep olan şey zamanı algılama biçimimizdir. Bu yüzden evimizin altındaki bodrum katına attığımız, kullanılmayan eşya yığınları gibi ulaşılmayı bekleyen hedeflerimiz vardır. Artık küflenmiş gibi duran, zamanla bir daha dönüp bakmaya bile üşendiğimiz hedefler.

Ortalama bir Türk öğrencisini alın biraz sorgulayın, bakın ne pırlanta, inci değerinde fikirler vardır bilinçaltında. Hatta ona sınava nasıl hazırlanmalı sorusunu sorun. Size bu konuda seminer verecek kadar bilgisi bile vardır. Bu güzelim fikirlerin bir tek kusuru vardır. O da bu fikirlerin dölyatağı olan bilincin “sürekli erteleme hastalığının bulaşıcı virüsüne yakalanmasıdır”. Bu amansız hastalık bütün o güzelim fikirleri zamanla çürütüp, bozmaktadır. Sınava hazırlanan öğrencilerde en sık rastlanan olumsuz tutumlardan biri zamanı nasıl kullanacağını bilememeleridir. Ve sürekli yapılması gereken işler ya da çözülmesi gereken sorular ertelenir.

Bitirilmesi gereken işler eğer zamanında bitmemişse, başka güne kalmışsa o işi yapan kişi “alenen hırsızlık yapmıştır”. Çünkü kişi bu durumda, başka günden zaman çalmıştır anlamına gelir. Basit eşyaları çalan hırsızlar ceza alırken “ zaman” gibi değerli hazineleri çalan kişilerin cezasız kalmasının birey ve toplum menfaatimiz açısından zararlı olduğu bilincine ulaşmamız gerekir. Yine aynı düzlemde, masasında ders çalışan öğrencinin şekerleme yapması ile nöbeti sırasında uyuyup düşman sızdıran askerin aynı muameleye tabi tutulması gerekir. Çünkü artık günümüzde devletlerin (toplumun) gücü sahip oldukları toprağın genişliği ile değil, sahip oldukları nitelikli insan, yani iyi eğitim görmüş, iyi yetişmiş insan gücüne bağlıdır. Ders çalışmayı öğrenci kendi başına yapsa da, artık ders çalışmak memleket meselesidir.

Zaman Hedef Dengesi

Motivasyon dediğimiz şey illa mutlu son hikâyeleri ile oluşan bir şey olmasa gerek. Ders çalışmaya motive olmak için en önemli kavramlardan biri “Hedef” tir. Hedefi olanların gelecekte gerçekleştirmeyi düşündükleri idealleri vardır. Bu idealleri onları diri tutar. Ayık tutar. Ve masalarında ders çalışırken şekerleme yapmalarına engel olur.

“Güneşin doğuşunu umanlar eğer gece uykuda kalma tehlikesi yaşıyorlarsa bütün geceyi uyanık geçirmeyi göze almalıdırlar.” Eğer gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir hayalimiz (hedefimiz) varsa bu hedefe ulaşmak için bütün geceyi yani ÖSS sınavına gireceğimiz güne kadar geçen süreyi “uyanık” geçirmeyi göze almalıyız. Uykusuz değil! ama uyanık!...Bildiğiniz gibi, dikkat nereye odaklanırsa enerji oraya akar. Bilindiği gibi bugünkü gücümüzün kaynağı gelecekteki umudumuz.

Eğer bir işi bir insan başarmış ise başka insanların da aynı işi başarma ihtimalleri çok yüksektir. Bizden önce başarılı olan insanların başarısına biz de ulaşabiliriz. Bunun bir tek şartı vardır. Onların ödediği bedeli ödemektir.

Dikkat ederseniz, birçok sınavda, toplamda sizden daha yüksek puan alan öğrenciden en az bir dersten, daha iyi net çıkarmışsınızdır. Hatta bazen dershanede 80.inci olan öğrenci dershane birincisinden en az bir derste daha fazla net çıkarabildiği görülmüştür. Bu bazen tarih, bazen coğrafya bazen başka bir ders olabilmektedir. Bu durum şöyle yorumlanabilir: eğer bir dersten dershane birincisini geçe biliyorsam, daha yoğun çalışırsam, zamanla diğer derslerde de aynı işi başarabilirim. Neden olmasın?...Ortak o kadar çok yanımız var ki…kaş, göz, el, ayak, akıl, vs…Başarı bakımından da dershane birincisine ortak olabiliriz…Dershane birincisi il birinciliğine, il birincisi aynı mantıkla Türkiye birincisine ortak olabilir…İnsanlar hayal ettiği yerdedir…Nice hayaller bu mantıkla gerçek olmuştur. Koşuda, dünya rekoru bir yıl kırıldığında ertesi yıl daha çok kişi aynı sınırı rahatlıkla geçmiştir. Dolayısı ile sınırı koyan zihindir. Öğrenilmiş çaresizlikleri üzerimizden atmalıyız.

Eğer sınavı kazanmak istiyorsanız ve nasıl olacağını bilmiyorsanız işin yarısını halletmişsiniz demektir. Kazanmak için en önemli aşama karar vermektir. Karar verilmişse bitmesi için sadece zamana ihtiyacınız var demektir. Kazanamama diye bir sorun sadece gerçekten karar vermeyenlerde olur. Eğer karar verilmişse gereği yerine getirilsin. Herkesin hedeflerine ulaşma sevincini yaşaması dileğiyle…

Kaynak: Rehberim Final